Karar Özeti
"Birlikte yaşanan uzun süre içinde cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında eşlerde birbirine karşı haklı bir nefretin, en azından isteksizliğin doğacağı şüphesizdir. Böyle bir durumu davacı-karşı davalı kadın açısından bir kusur olarak kabul etmek mümkün değildir. Davalı-karşılık davacı kocanın tam kusurlu olduğunun kabulü ile..."
Mahkeme: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas/Karar No: 2009/20100 E. - 2010/21527 K. Tarih: 20.12.2010
Değerlendirme
Boşanma davalarında kusur tespiti, nafaka ve tazminat taleplerinin kaderini belirleyen en kritik aşamalardan biridir. Bu kararda Yargıtay, uzun süreli bir evlilikte cinsel ilişkinin kurulamamasının doğal bir sonucu olan isteksizliği ya da soğumayı, kadının aleyhine bir kusur unsuru olarak değerlendirmenin hatalı olduğuna işaret ediyor.
Kararın altında yatan mantık önemli: mahkeme, bir sonucu (isteksizlik, soğuma) onu doğuran nedenden (ilişkinin uzun süre kurulamaması) bağımsız değerlendirmiyor; tam tersine bu sonucun beklenen, hatta "haklı" bir tepki olduğunu kabul ediyor. Bu yaklaşım, boşanma davalarında kusur analizinin salt görünürdeki davranışlara değil, o davranışın arka planındaki nedensellik zincirine bakılarak yapılması gerektiğini gösteriyor. Aile hukuku pratiğinde bu tür kararlar, kusur iddialarının sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı biçimde ele alınmasının önemini vurguluyor.

