Av. Berker Özdemir logosu
Hukuk Gündemi

Alacak Zamanaşımı Nedir? Genel Süre Kaç Yıldır?

Av. Berker Özdemir7 Kasım 20265 dk okuma
Krem zemin üzerinde turuncu ve koyu tonlarda soyut kum saati benzeri şekiller

Zamanaşımı, alacaklının hakkını belirli bir süre boyunca talep etmemesi hâlinde borçlunun borcu ifadan kaçınma imkânı kazanmasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine göre kanunda aksine bir hüküm yoksa genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bazı alacaklar için daha kısa veya daha uzun özel süreler bulunabilir; bu nedenle somut alacağın türü ayrıca değerlendirilmelidir.

Zamanaşımı ne anlama gelir ve alacağı ortadan kaldırır mı?

Zamanaşımı süresi dolduğunda alacak kendiliğinden yok olmaz. Alacak, borçlunun zamanaşımı def'ini ileri sürmesi hâlinde dava veya takip yoluyla zorla tahsil edilemez hâle gelir. Başka bir ifadeyle alacak "eksik borç" niteliğine dönüşür.

Bu ayrımın pratik sonuçları vardır:

  • Mahkeme, zamanaşımını genel olarak kendiliğinden dikkate almaz; borçlunun bu savunmayı ileri sürmesi gerekir.
  • Zamanaşımına uğramış bir borcun borçlu tarafından isteyerek ödenmesi hâlinde, ödenen tutar genel olarak sonradan geri istenemez.
  • Zamanaşımı hak düşürücü süreden farklıdır. Hak düşürücü süreler genel olarak mahkemece re'sen dikkate alınır ve durma veya kesilme kurallarına tabi değildir.

Genel zamanaşımı süresi ve özel süreler nelerdir?

Genel kural, TBK m.146 uyarınca 10 yıllık süredir. Sözleşmeden doğan alacaklar, sebepsiz zenginleşme alacakları ve kanunda özel süre öngörülmeyen birçok alacak bu genel süreye tabi olabilir.

Bunun yanında kanun, bazı alacak türleri için farklı süreler belirler. Örneğin eser sözleşmesinde yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin süre TBK m.478'e göre 5 yıldır; yüklenicinin ağır kusuru veya hilesi varsa bu süre 20 yıl olarak uygulanır. Haksız fiil, kira, iş ilişkisi, ticari işletme ve kambiyo senetleri gibi alanlarda ise ilgili kanunlardaki özel sürelerin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. Bu yazıda her alan için tek tek süre verilmemiştir; çünkü süre, alacağın hukuki dayanağına göre değişir.

Manevi tazminat talepleri bakımından da genel çerçeve borçlar hukukunun haksız fiil hükümlerindedir (TBK m.56 ve m.58); bu taleplerde sürenin ne zaman başlayacağı olayın niteliğine bağlıdır.

Zamanaşımı süresi ne zaman başlar?

Zamanaşımı genel olarak alacağın muaccel olduğu, yani talep edilebilir hâle geldiği tarihte işlemeye başlar. Süreli bir borçta vade tarihi, vadesiz borçta ise alacağın istenebilir hâle geldiği an başlangıç noktası olarak kabul edilebilir.

Başlangıç tarihinin belirlenmesinde şu noktalara dikkat edilir:

  • Sözleşmede vade veya ödeme planı varsa her taksit için süre ayrı ayrı değerlendirilebilir.
  • Alacak bir olaya bağlıysa (örneğin bir bildirimin yapılması) sürenin başlangıcı o olayla ilişkilendirilebilir.
  • Başlangıç tarihi tartışmalıysa dayanak belgeler, yazışmalar ve ödeme kayıtları belirleyici olur.

Zamanaşımı nasıl kesilir veya durur?

Zamanaşımının işlemesi bazı hâllerde kesilir ya da durur. Kesilme hâlinde süre sıfırdan yeniden işlemeye başlar; durma hâlinde ise durma sebebi devam ettiği sürece süre işlemez ve sebep ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder.

Genel olarak zamanaşımını kesen başlıca hâller şunlardır:

  • Borçlunun borcu kabul etmesi, kısmi ödeme yapması veya faiz ödemesi gibi borcun varlığını tanıyan davranışlar.
  • Alacaklının dava açması veya icra takibi başlatması. İcra yoluyla tahsil süreci için ilamsız icra takibi nasıl başlatılır yazımıza göz atabilirsiniz.
  • Alacaklının, kanunda sayılan diğer usul işlemlerini yapması.

Yalnızca borçluya ihtarname göndermek, her durumda zamanaşımını kesmeyebilir. Bu nedenle sürenin dolmasına yakın bir alacak söz konusuysa, hangi işlemin süreyi kesebileceği ilgili mevzuat çerçevesinde dikkatle değerlendirilmelidir.

Zamanaşımı savunmasına karşı ne yapılabilir?

Borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürdüğünde alacaklının başvurabileceği bazı yollar bulunabilir. Bunlar somut olaya göre farklılaşır, ancak genel olarak şu başlıklar öne çıkar:

  • Sürenin henüz dolmadığını göstermek (başlangıç tarihinin daha geç olduğunu ispatlamak).
  • Sürenin kesildiğini veya durduğunu belgelerle göstermek; örneğin borçlunun kısmi ödeme yaptığını gösteren banka kayıtları. Ödemelerin ispatı bakımından havale ile ödeme konusu da önem taşır.
  • Borçlunun savunmayı ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ortaya koymak; bu yol istisnaidir ve her olayda uygulanmaz.

Borçlu açısından da zamanaşımı savunmasını süresinde ve açık biçimde ileri sürmek önemlidir. Yargılamada savunma yapılmamışsa mahkeme zamanaşımını kendiliğinden gözetmeyebilir.

Zamanaşımına ilişkin hesabı yaparken şu belgeler genellikle gerekir: sözleşme veya borç ikrarını gösteren belge, vade ve ödeme planı, banka dekontları, ihtarname ve tebliğ evrakı, varsa icra takip dosyası ve yazışmalar.

Pratikte nelere dikkat edilmelidir?

Zamanaşımı sorunları çoğunlukla belgelerin düzensizliğinden ve tarihlerin takip edilmemesinden doğar. Alacaklı açısından alacağın doğum tarihini, vadesini ve yapılan tüm ödemeleri düzenli biçimde kayıt altında tutmak önemlidir. Uzun süredir ödenmeyen bir alacak varsa, sürenin işleyişinin erkenden değerlendirilmesi hak kaybı riskini azaltır.

Borçlu açısından ise eski bir borç için talep geldiğinde, hemen ödeme yapmadan veya borcu kabul eden bir yazı göndermeden önce sürenin dolup dolmadığının kontrol edilmesi yararlıdır. Çünkü borcu tanıyan bir beyan veya kısmi ödeme, somut olaya göre zamanaşımını kesebilir. Bu nedenle yazışmalarda ifadelerin dikkatli seçilmesi gerekir.

Taraflar arasındaki sözleşmede zamanaşımına ilişkin bir düzenleme varsa, bunun kanunun izin verdiği sınırlar içinde kalıp kalmadığı da ayrıca incelenmelidir. Genel olarak zamanaşımı süreleri taraflarca kanundaki sınırların dışına çıkarılacak şekilde değiştirilemez.

Sonuç

Alacak zamanaşımında temel kural 10 yıllık genel süredir; ancak alacağın türüne göre farklı süreler söz konusu olabilir. Sürenin başlangıcı, kesilmesi ve durması somut olaya göre değişir; bu nedenle takvim hesabı yalnızca genel kurallara bakılarak yapılmamalıdır. Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Alacak veya borç uyuşmazlığında Antalya borçlar hukuku avukatı ve Antalya alacak davası avukatı ile yapılacak bir görüşmeye sözleşme, dekont, ihtarname ve yazışmaların tarih sırasına konulmuş hâlde getirilmesi, sürenin tespitini kolaylaştırır. Ayrıntılar için borçlar hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Kendi durumunuza özgü bir değerlendirme için ön görüşme talep edebilirsiniz.

İlgili Uzmanlık Alanı

Borçlar Hukuku

Borç ilişkilerinin kurulması, ifası, temerrüt ve tazminat süreçlerinde genel borçlar hukuku danışmanlığı ve dava takibi.

Alan hakkında detaylı bilgi